ORTADOĞU ve KANLI SİYASET
ORTADOĞU ve KANLI SİYASET
Değerli okurlar, daha önce sizlerle paylaştığım “BOP Sistematiği”, “BOP yaşıyor, halk sürünüyor” ve “BOP adım adım yol alıyor” başlıklı yazılarımda (bkz:www.cezmiorkun.com) BOP(Büyük Ortadoğu Projesi) mimarlarından ABD’nin, “bölgede İsrail’e bağlı bir Kürt devleti kurmak ve bölgenin su, petrol, doğalgaz ve madenlerini, denetim ve kontrolüne almak için sırasıyla Irak, Suriye, İran ve Türkiye’yi bölerek küçülen devletler haline getirerek Ortadoğu enerji kaynaklarının İsrail denetiminde Akdeniz’e açılmasını hedeflediğini” belirtmiştim.
Bu coğrafyada enerji kaynaklarının yoğunluğu nedeniyle, gelecekte dünya enerji kaynaklarının üretim ve pazarlama faaliyetlerini denetim ve kontrolleri altına alma mücadelesinde; başta ABD olmak üzere küresel güçler, BOP projesi ile Türkiye’nin de içinde olduğu bu bölgede hakimiyetlerini kalıcı hale getirmek istemektedirler. Ne yazık ki AKP yönetimi, küresel güçlerin bu hedefine çanak tutmaktadır.
Türkiye, İran, Afganistan ve Pakistan gibi İslam ülkelerinin bu projeyi sekteye uğratmaları dikkate alan ABD, bu ülkelerde iç karışıklıklar çıkarmak, ambargolar koymak, milli gelirlerini terörle mücadele için harcanmasını sağlayarak olası engellemelerin önünü almaktadır. Günümüz itibarı ile Libya, Suriye, Irak parçalanmış, Mısır, Suudi Arabistan, BAE ve Kuveyt ABD’nin, Fas ve Tunus Fransa’nın, Ürdün ve Katar’da İngiltere’nin kontrolüne alınmış durumda. İran, ABD ve İsrail’in saldırısı altında. Türkiye ise ABD’nin kontrolünde…
ABD ve İsrail’in hedef aldığı Ortadoğu özelinde İran ve diğer ülkelere yapılan fiziki veya psikolojik savaşların amacına birde değerli büyüğüm Hayrettin Barut’un penceresinden bakalım. Genel kabul gören anlayışa göre, “başta savaşlar olmak üzere hiçbir sosyal hadise tek yönlü ve tek sebepli olamaz. Ama bütün savaşların temelinde enerji kaynaklarına ulaşmak arzu ve isteği vardır.” Türkiye’nin Stratejik konumu nedeniyle de bu iştah kabarmakta. Çünkü; parasını vererek satın aldığımız savunma sanayi ürünleri ile silah ve mühimmat temini dışa bağımlı hale gelmiştir.
Öyle ki, savunma sanayisindeki bu eksiklik Ortadoğu da kaos ve kargaşanın sebep olduğu kan, barut ve ateş ortamına adeta kaynaklık etmektedir. Örneklemek adına, Türkiye’nin savunma sanayi alanında yaptığı çalışmaların bir kısmını ele alan Barut özetle;
- Türkiye’nin ilk özel savunma şirketi 1940 yılında kuruldu. Burada top, havan, uçaksavar mermileri, uçak bombaları, matara, gaz maskesi, çelik başlık ve çeşitli mühimmat ürünleri Milli Savunma Bakanlığı’na satılması yanında Mısır, Filistin, Pakistan ve Suriye gibi ülkelere ihraç ediliyordu. Ancak Batı dünyasındaki silah lobilerinin engellemeleri ve İsrail’in Filistin ve Arap ülkelerine silah satış pazarını ele geçirmesi nedeniyle savunma sanayinin gelişmesi önlenmiş 2.Mart.1949 günü meydana gelen büyük bir patlama sonucu bu alanda çöküş kaçınılmaz oldu.
- Kayseri Uçak Fabrikası ya da ilk kuruluş adıyla TOMTAŞ, 1926 yılında Kayseri’de kurulan Türkiye’nin ilk uçak fabrikasıdır. Fabrika 1928 yılında çeşitli nedenlerle kapanmış, 1931 yılında tekrar açılmış, 1950 sonrasında sipariş alamayınca üretimi durmuştur.
- İlk Türk tankı, MKE Kırıkkale 1943 adıyla üretildi. Sipariş alamadıkları için kapatıldı.
- Günümüzde ise savunma amaçlı araçlar için gerekli teçhizat ve malzemelerin alınması engellenmekte.
Bu örneklerin bize gösterdiği; tank, uçak ve savunma sanayi ürünlerinin pazar bulamaması nedeniyle aynı ortak kaderi paylaştıkları ve tesislerin kapatılmak zorunda bırakıldığıdır. Çünkü: Ortadoğu’daki enerji kaynaklarına ulaşmak isteyen ABD, günümüzde de olduğu gibi bölgede etkin bir Türkiye istemiyor. Türkiye’nin elini kolunu bağlamak üzere geçmişte karşılık bulan birtakım tekliflerde bulunuyor. “Marshall” yardımları gibi. Bugün hangi tekliflere AKP ve koşulsuz destekçilerinin ne cevap verdiği ise henüz bilinmiyor. Yaşayarak öğreneceğiz…
Irak’ta, Suriye’de, İran’da, Kuveyt’te yerin altında petrol yerin üstünde kan var. Doğu Akdeniz’de doğalgaz var Gazze’de kan var. Afganistan’da toprağın altında nitelikli madenler var, toprağın üstü yıllardan beri Ateş ve barut kokuyor. Venezuela ise zengin petrol ve doğalgaz rezervi ile ABD’nin denetim ve kontrolü altına alındı. Nijerya ve Grönland’ın mevcut kaynaklarını ele geçirmek için de uğraş veriyor.
Bana göre; ABD, enerji kaynaklarını ele geçirerek o bölgeyi sömürmeyi amaçlamıştır. Oysa; bildiğiniz üzere sömürü; batının, ABD’nin ve onun Ortadoğu’daki karakolu İsrail’in genlerinde var. Ama, Zulüm tarihin hiçbir döneminde abat olmamıştır. Tüm gayretimiz bu sömürü düzeninin yıkılması için olmalıdır. Bu durumda, tarih tekerrür edecek ve ABD başta olmak üzere emperyal güçlerin oyunları büyük Türk Milleti tarafından dün olduğu gibi gelecekte de hüsrana uğratılacak, sözde demokrasi ve barış maskesine bürünenler dahil, etle tırnak olmuş milletimizi hiçbir kuvvet ayıramayacaktır.
Değerli okurlar, Enerji kaynakları veya Stratejik ürünlerin olduğu yerlerde(ki, Türkiye bu yerlerden biridir), muhakkak siyaset vardır.” Hatta “kirli ve kanlı siyaset” olduğunun farkındalığıyla DOĞRU PARTİ ülkemizin bütünlüğü, milli birlik ve beraberliğinin temeli olan, Atatürk ilke ve devrimleri öncülüğünde tüm bu zalimleri, halkımızla birlikte yerle yeksan edecektir. Bunun için bugün AKP yönetimini esir alan ABD öncülüğündeki egemen güçler kurucu değerlerine bağlı olan milletimiz önünde diz çökecektir. 17.Nisan.2026